Google & Microsoft & Yahoo

2 Şubat 2008 |

Buradaki habere göre Microsoft, Yahoo’yu satın almak istiyormuş. Bu haberden bir gün sonra ise, Yahoo, teklifi düşündüklerini açıklamış. 44.6 milyar dolar iyi rakam, düşünmek hakları. Onlar satsak mı satmasak mı düye düşünürken, ben, Microsoft’un bu hamlesinin nedenini düşünüyorum. Yahoo’yu satınalma isteği, Microsoft’un bir süre önce açıkladığı “Arama işinde ben de varım” yaklaşımı çerçevesinde, cephelerden birisini kapatmak ve msn.com’un elini güçlendirmek isteğinden kaynaklanıyorsa bunu Microsoft cephesinden anlamak mümkün. Özellikle “Microsoft cephesinden” diyorum çünkü, ben ne msn’in ne de yahoo’nun google’a alternatif ya da rakip olabildiğine hiç inanmadım. Google, yaklaşımıyla, vizyonuyla, teknolojisiyle çok başka bir yerde duruyor benim için.

Ama ben bu manevranın cephe kapatma menavrası olduğuna inanmıyorum. Daha çok “çaresizce çırpınmak” izlenimi yaratıyor bende. Çokta uzak olmayan bir geçmişi hatırlarsak (2003 sanırım) , Microsoft, yahoo’nun arama altyapısını kullanıp, gül gibi geçinip giderken, google’ın özelinde “arama motoru” kavramının yükselişi microsoft’u rahatsız etmiş ve tıpkı bir zamanlar sergilediği “bu java iyi gidiyor, ben de java işine giriyorum” şeklindeki “ben yaparım, olur” tavrını bu kez arama motoru konusunda gösterip “bende arama motoru geliştireceğim, en iyisi olacak” söylemiyle ve hayli iddialı bir biçimde çalışmaya başlamış, 2005 başlarında ise motorunu çalıştırmıştı. 3 yıl içinde ne değişti bilinmez, ama görünen o ki, microsoft, 5 yıl önce google’ı durdurmak için yola çıkarken elveda dediği yahoo ile bugün 50 milyar dolarla masaya oturuyor. Aşağıdaki grafikte ise, bu üç şirketin 2004 ortalarından bu güne kadarki nasdaq trendleri var. Görünen o ki,; google’ın, “ben işime bakarım, yenilik yaparım, fikir üretirim, uygularım” mantığı, microsoft’un “ben bakarım, kim hangi işten para kazanıyorsa ben de girerim, yapamazsam param var, bastırır alırım” mantığı karşısında ciddi bir farkla önde. Yahoo ise, microsoft mantığı ile yol almaya çalışan, kötü bir google taklitçisi olduğu için olsa gerek çok paralel gidiyor yeni taliplisine.

Diyeceğim odur k; google farkli bir kulvarda, ve parayla bitirilebilecek gibi görünmüyor. Benden microsoft’a ipucu: Google ile rekabet etmek için bu kadar para harcamaya gerek yok. Tek yapmanız gereken iyi fikirler üretmek, bunları başarılı bir şekilde uygulamak ve doğru şekilde yerleştirmek. Öyle şeyler yapmalısınız ki, görenlerin, duyanların aklında hemen “hımm, şimdi de şuna göz diktiler” hissi uyandırmak yerine “işte yine yaptılar yapacaklarını” hissi uyandırmalı, hizmeti/ürünü alan kişi, alternatifsiz olduğu için kötü bir ürünü kullanmak zorunda olduğu hissine kapılmak yerine, birilerinin kendisi için en iyisini yapmaya çalıştığına ikna olmalı, kendini kafesteki kuş gibi hissetmemeli, ürünü satan tarafından “çantada keklik” gibi algılandığını düşünmemeli…

Yukarıdaki grafiğe baktığınızda, 44.6 milyar dolar eden yahoo ile karşılaştırırsak, microsoft’un google için ne kadar parayı gözden çıkarabileceğinde (ya da çıkaramayacağını) görmek sanırım kolay…

Ofis belgelerinin standardı…

13 Aralık 2007 |

Belki biliyorsunuz, belki bilmiyorsunuz; uzun sayılabilecek bir süredir, Ofis Uygulamalarının (Kelime İşlemci, Hesap Tablosu, Sunum) dosya formatları konusunda bir kavga yaşanıyor.

OpenOffice.org kullanılmaya ve yaygınlaşmaya başlayana kadar, microsoft bu pazarın tartışmasız ve açık ara lideri idi. Sun Microsystems, StarOffice’in kaynak kodunu LGPL ile lisansladıktan sonra geliştirilmeye başlanan OpenOffice.Org projesi, açık kaynak camiasının ve IBM gibi sektördeki büyük oyuncuların desteği ile hızla büyüdü. OpenOffice.Org’un, Microsoft’un .doc, .xls, .ppt gibi dosya formatlarını okuma ve yazma yeteneği, arayüz benzerliği ve düşük sahip olma maliyeti (download etmek kadar basit) gibi özellikleri nedeni ile kurumlara, çeşitli ülkelerde resmi dairelere kadar girmesi ve kendisinden bekleneni fazlası ile yapıyor olması bir anda onu ciddi bir Rakip haline getirdi. Artık pastayı iki yazılım paylaşıyor: OpenOffice.Org ve Microsoft Office. Microsoft’un, Flight Simulatör’den sonra yaptığı en iyi şey olan Microsoft Office, arkasında yılların tecrübesini taşıyor ve gerçekten çok ama çok detaylı ve  özellikli. Yıllardır rakipsiz olmanın avantajını da buna katarak pazarda ve hala lider konumda. OpenOffice.Org ise çok hızlı gelişiyor ve her geçen gün işlevsellik konusunda alternatifine yaklaşıyor. Hatta artık bazı konularda alternatifinden daha iyi demek bile mümkün.

Bu iki oyuncu şimdi ciddi bir savaş veriyor: Dosya Biçimi Standardı. Rıdvan bu konuda oldukça kapsamlı bir yazı kaleme almış. Buraya tıklayarak okuyabilirsiniz… (Bence mutlaka okuyun)

Benim kişisel temennim, Projelerin, kurumların, çeşitli kaygılarla, kendi standartlarını kabul ettirme çabasının, ve bu çaba sırasında başvurdukları “etik” olmayan yöntemlerin cezasını hepimizin çektiğini unutmamamız. Bunun en açık ve güzel örneği yıllardır “Tarayıcı Savaşları” adı altında yaşanıyor. Bir tarafta W3C, diğer tarafta W3C’nin standartlarını yok sayıp kendi standartlarını direten Microsoft yüzünden kaç kez görmek istediğimiz sayfayı doğru görüntüleyemedik , kaç web tasarımcısı ile örneğin firefox ya da opera ekibi , kaç saatini bu uyumsuzluklara çözüm arayarak geçirdi unutmamak gerekir.

Tarihe düşülen not…

12 Aralık 2007 |

İşimiz teknoloji olunca, hayatın gri tonları daha bir kayboluyor sanki. Halbuki insana dair olanları yaşıyoruz biz de.

Hani, bazı şeyler vardır, öyle uzun zamandır sahibizdir, öyle uzun zamandır bildiğimiz bir şeydir ki, öyle kanıksamış, öyle özümsemişizdir ki, sanki doğduğumuzdan beri bizimledir, sadece biz değil dünyadaki herkes için de öyledir, bu nefes almak gibidir. Bu yüzden de çoğu zaman bahsetmeyiz; nasılsa herkes biliyordur, bilmemek mümkün değildir. Halbuki insanlar vardır; denizi hiç görmemiş. Okyanusu duymamış. Dünyanın ¾’ü su ile kaplıdır ama, ama onun bildiği en büyük su, yağmur sonrası birikendir. Daha fazlasını hayal edemez, bilemez; sizde beklememelisiniz, anlatsanız, belki anlar; belki de anlamaz ama… Anlamaz.

Devamını Oku »

IMKB, fiber, kepçe, milyon dolar…

1 Aralık 2007 |

Kimi kaynaklara göre 250 milyon dolar, kimi kaynaklara göre 500 milyon dolar memleket parası, yaklaşık 5 saat içinde buharlaştı. Başta basın olmak üzere herkes ayaklandı:

- Önce iş vereceği taşeronları doğru seçmeyen belediye ile ilgili yorumlar gezindi ortalıkta. Sanırım belediye bu işe kızdı. Yorumlar bıçak gibi kesildi

- Sonra taşeron firmanın sorumsuzluğundan dem vuruldu. Sanırım taşeron firmada etkili bişeyler yaptı. Yorumlar bıçak gibi kesildi

- Son olarak, asıl suçlu bulundu: Kepçe operatörü…

Evet, suçlu bu adamdı. Aslında, ilgili kurumlar (belediye, telekom, gaz, elektrik, su şirketleri) o bölgede iş yapan şirkete gerekli bütün doneleri sağlamıştı. Şirkette, kepçeyi kullanan operatöre, “Şu noktada, şu derinlikten fiber, bu derinlikten su, şu yükseklikten elektrik hattı geçer” şeklinde bilgilendirmesini yapmıştı. Ama operatör, dikkatsiz davrandı. Bu dikkatsizliğin sonucu da milyonlarca dolar….

Peki acaba aslında böyle mi? Devamını Oku »

FaceBook Güvenliğine Farklı Bir Bakış…

25 Kasım 2007 |

Son zamanlarda, moda olan iki şey var: Birincisi Facebook. İkincisi ise FaceBook’un hangi amaçlara hizmet ettiği konusunu tartışmak. Hatta bu ikincisi, Facebook’un önüne bile geçti desek yanlış olmaz. Facebook’un hangi amaca hizmet ettiği sorusunu soranlar, sonrasında hemen ekliyor : “Başta CIA ve Mossad olmak üzere gizli servislere istihbarat desteği sağlamak”. Bunun dışında, IT profesyonellerinin bir araya gelip tartıştığı ortamlarda ise, Facebook olayına daha çok “şirket bilgilerinin dışarı sızdırılması” noktasından bakarken, Facebook’da çok fazla zaman geçirdiği için işten atılanların haberleri de birer ikişer düşmeye başladı.

Devamını Oku »

Airties Mesh : Dikkat Geyik Çıkabilir!

14 Eylül 2007 |

Geçenlerde genişçe bir alanda kablosuz ağ ihtiyacı hasıl olunca, erişim noktası olarak ne alsak acaba diye biraz düşündük. Elimizde ki d-link’lerin pek stabil çalışmadığını düşündüğümüzden hadi bu sefer farklı bir ürün deneyelim dedik. “Yerli Malı Yurdun Malı, Herkes Onu Kullanmalı” düşüncesi ile, AirTies (Tamam, isim türkçe değil ama, O kadar kusur…) ürünlerini incelerken gorduk ki, mesh diye bir teknoloji geliştirmişler. (Aslında, Bu bildiğimiz tekrarlayıcı modu, üreticiler arasında, WDS, Mesh vb. Gibi isimler takmak çok moda). Bu mesh teknolojisi, AirTies’in, ülkemiz yapı tekniklerine uygun “duvarı bile delip geçen” özel ürünleri ile birleşince tam da aradığımız ürün haline dönüşüyordu. Hemen AP-301 modelinden 6 adet sipariş ettik. Ürünler elimize geçtiğinde daha da şaşırdık: Avuç içi kadardı. İlk testlerimizde gördükki, Kendisinden fiziksel olarak 5 kat büyük olan, üzerindeki küşücük tek bir antenden 4 kat buyuk ve iki tane anteni olan d-link marka cihazlarımız ile aynı sinyal kalitesini yakalıyordu. Gurur duymuştuk ürünümüzle.

Ama mutluluk uzun sürmedi, Devamını Oku »

Vista ve Görünmez El Teorisi :)

1 Eylül 2007 |

Önce özetleyelim:

Yeni bir bilgisayar alıyorsunuz, Yeni bilgisayarınıza size sormadan bir işletim sistemi koyup, parasını da bilgisayarın fiyatı içine dahil ederek sizden alıyorlar. Sonra işinizde kullandığınız, Paket program “mantık sınırları içerisinde” yeni işletim sisteminizde çalışmıyor. Gidip onun çalışacağı bir işletim sistemi satın alıyorsunuz, bu sefer de bilgisayarınızı satan firma ve bilgisayarınızdaki donanımı üreten firmalar, Bu işletim sistemine destek vermemek için ellerinden geleni yapıyorlar.

Aşağıda anlattığım iki farklı donanım sürücüsü macerası “Acaba bazı şeyler kasıtlı mı yapılıyor” sorusunu sormama neden oldu. Hani Microsoft’u anlarım, yeni bir işletim sistemi piyasaya sürdü, heyecanlı, bir an önce satabildiği kadar çok satmak, olabildiğince çok bilgisayara kurdurmak istiyor olabilir. Ama Donanımcılara ne oluyor olabilir ki? Onlar neden Vista kullanmak istemeyen/kullanamayan müşterilerini cezalandırsınlar ki?

Aşağıdakiler benim yaşadıklarım. Aslında bunları yazmaya değer de bulmamıştım. Ama, FazlaMesai deki bir haber sayesinde öğrendim ki, durumdan rahatsız olan bir tek ben değilim. Örneğin Oyun üreticisi Valve ‘de Directx 10 sürümünün sadece Vista’yı desteklemesinden hoşnutsuz.

Bakalım, ben daha ne kadar süreyle, görünmeyen bir el’in bilgisayar kullanıcılarının “Vista’ya geçmezsek başımız çok ağrıyacak” hissine kapılmaları için çaba harcadığını düşüneceğim.

İnsan paranoyak olmaya görsün işte deyip anlatayım beni bu hale getirenleri :

Devamını Oku »

Programlama Dili Öğrenmek: En İyisinden…

16 Ağustos 2007 |

Son zamanlarda hayatına IT alanında yön vermeyi seçmiş hangi gençle (sanırım yaşlandığımı kabul ediyorum) konuşsam genelde aynı şeyi düşündüklerini görüyorum: “Gelecek programlamada”. Haksız oldukları da söylenemez. İyi bir programcının geleceği parlak dersek sanırım çok yanılıyor olmayız.

Devamını Oku »

D-Link DWL-G122 ArchLinux Rehberi

13 Ağustos 2007 |

D-Link DWL - G122 archlinux altında, monitor mod’da calisabiliyor.

Detaylar aşağıdaki linkte:

http://forum.linux-sevenler.org/index.php/topic,7477.0.html

(Not: Kendi DWL-G122′mi calıştırdıktan bir kaç saat sonra bir böcek yüzünden kırdım, elinde fazla olan varsa hayır demem :) )

Hp dv6385eu ArchLinux ile çalışırken donuyor ise…

13 Ağustos 2007 |

Sorun irq paylaşımı ile ilgili ve çözüm aşağıdaki linkte…

http://forum.linux-sevenler.org/index.php/topic,7474.0.html